RSS

While it is finishing / bitirirken

This is last essay. I want to finish en English. It was one month ago, I made a speech about me. Because,  My tutor Sheetal wanted it me. Firstly  I refused this suggestion but she persuaded me that I would make a speech.  I created my poster, Sheetal helped me. We didn’t explain my name and we put question mark  and we wrote ” Who am I ?” On the poster.  I prepaired some vocabulary that it was meaning of my name’s and I wrote those vocabulary on the contruction papers and I fixed on the board as spreading. I sat between students that I was speaking day. Firstly, Sheetal  told about this idea and then called me. 

This is that my speaking.

                Who Am I ? 
 
Last week, teacher Jefrey wrote down on the board and asked to us this question. “Who am I?”  It was good question. 
Do you know who you are? 
When I was 9 years old first time I learnt something about Charles Darwin and Darwinism. And I’m sure everybody know him. If you don’t know him, he is father of evaluation. After learning about him I asked myself many questions. 
Also when I was child, I was looking to sky, the stars and space, I have same questions. 
Who am I? Who is human? What is humanity? Where do humans came from? What is the meaning of life? 
I looked for this answers in my life.  I read Kuran, I read Tevrat, Bible, I read Hinduism, Lamaisim. I did meditation and I still yoga. Im interested about the human body, I’m interested about  the human mind. I’m interested about nature. I’m interested in the rights of Human Beings, woman, animals and the environment. I believe that we have to live together. 
Why did I choose to come in South Africa do you know? 
Two years ago I watched a TV program about here. They talked about English students. That time I formed an opinion. I can go there. I want to learn English because I felt half person in my life. I tried to teach myself. I bought many books, I applied to learn online but never used those materials. I’m not disciplinarian people. I made decision. I had to go to an English speaking country.
I came here, because South Africa is young country, they had a lot of experience about democracy. I’m sure you know the history of SA. They live together, Muslim-Christian-atheist-Indian people, black people, homosexual people. I can say many things. This is rainbow country like my dream. 
I have a dream, one day we will live together and respect to each other without war. 
Respect, I think this word is the most important. If we have respect we can solve many problems. I want to share one of my story. It was 15 years ago, one day I went to shopping, I would buy new clothes. The shop assistant was coming towards me, I felt he was gay. I turned back and I walked the other way. After that I felt a shamed. That time I changed all my opinions. Everybody can choice how to live. If you are Muslim you want to live tradition Muslim you can. If I’m atheist, I want to live different, I can. We have to protect each other rights. We have to show respect other people. If I respect other people, I think other people will respect me. And I think they will love me. 
Love, I think every body has love. Also me. I love children, I love nature, I love animals, I love to life, I love fall in love, andI fell.  If you fall in love many times you can improve your life. I fell in love with Jewish man. I fell in love with a man who was 21 years older than me, I fell in love whit someone with a disorder, but everybody has the ability to love. They love me. I grew with them. 
Physical appearance isn’t important, religion isn’t important, skin color, origin, age are not important. Rather the most important is the ability to LOVE. 
I went to Gugulethu Orphanage have you been there? 
There are almost 20 children without a family. Oh my God, every child is beautiful. I think some of my friends have children. Who has children? 
I don’t have children. It’s my choice. I don’t want Tao raise baby. Because life is unsafe. One day if I feel ready, I will adapted a child or children. 
YES, I’m brave, Yes I’m adventurous. I couldn’t speak English when I came to Cape Town. Before I thought when I there I would have many experience. And I did. I lived with Malay family, I lived with Jewish family, now I’m living with two gay. 
I discover Cape Town and Its surroundings. I discovered many cultures foods. And I did many different things. I can say I open minded, and I’m proud of myself.   :))
I’m 45, I feel so young because I’m learning about everything all the time. I try to be ” Either exist as I am be as I look” from Mevlana a Turkish philosopher; and I try to be ” live as if I will die tomorrow, learn as if I will live forever” from Gandhi. I don’t want to have any regrets in my life. I like this poem. I want to share it with you. 
 
               INSTANTS
(By Jorge Luis Borges)
If I could live again my life, 
In the next-I’ll try, 
    -to make more mistakes, 
I won’t try to be so perfect, 
I’ll be more relaxed
I’ll be more full-than I’m now,
In fact, I’ll take fewer things seriously
I’ll be less hygienic,
I’ll take more trips,
I’ll watch more sunsets,
I’ll climb more mountains,
I’ll swim more rivers
I’ll go to more places-I never been,
I’ll eat more ice creams and less (lime) beans.
I’ll have more real problems-and less imaginary ones,
I was one of those people who live prudent and prolific lives-
                                                                         each minute of his life
Of course that I had moments of joy-but, 
I could go back I’ll try to have only good moments, 
If you don’t know-that life is made of, 
Don’t lose the now!
I was one of those who never goes anywhere
 Without a thermometer,
Without a hot water bottle,
and without an umbrella and without a parachute,
If I could live again – I will travel light,
If I could live again – I’ll try to work bare feet at the beginning of spring till
                                        the end of autumn,
I’ll ride more carts,
I’ll watch more sunrise and play with more children,
If I have the life to live- but now I’m 85
-and I know that I’m dying.
 
And Now,
I think I know Who am I ? 
 
Mystical
Emphatic
Respectful
Ambitious
Loving
 
Sophisticated
Adventurous
Natural
 
If you look first letters of all words, you can see my names of letters. 

 

 
Yorum yapın

Yazan: Temmuz 16, 2013 in Uncategorized

 

Öneriler

1) Çok küçük yaş 20 ve altı hadi 18 ve altı diyelim sizin için çok güvenli değil yirmili yaşların ortaları ve üstü daha uygun 

2) aylık bütçeniz 2000 tl civarında olursa gayet güzel olur. Çünkü konaklama acayip pahalı bir ülke.. Gıda ucuz, toplu ulaşım ucuz.. Taxi ucuz.. Ama konaklama çok pahalı…Eğer dışarı çıkarsanız konuşuyorsunuz bu da para demek…
 3)Seçtiğiniz okul çok önemli. Okulun büyük olmasının avantajı çok farklı kişilerle karşılaşıp güzel arkadaşlıkları yakalama şansınız var.. 20 -30 kişiye mahkum kalmazsınız yani..
4) Okulun dinleme labaratuvarının olması ve kütüphaneden film ve kitap desteği vermesi ve öğleden sonraları ekstra dersler vermesi gibi konuları araştırın ve tabii okulun öğrenci dağılımı da önemli.. Bazı okullar kampüs şeklinde benim deneyimim olmadı…tercih edermiydim bilemiyorum. Ben özgürlüğü seviyorum. 
5) Ben aile yanı konaklamayı sectim.. Tavsiyem dairede kalsanız bile yanınızda başka uyruktan birisi olsun.. Çünkü yaşarken çok konuşuyorsunuz. Konuşma pratiği çok önemli..
6) Dikkat para çekerken güvenilir banka yanı ATM seçin.. Yalnızca bir kat yanınızda bulunsun.. Çok Keşoğlu taşımayın.. İkinci bir katınız olursa onu evde bırakın.. Eviniz güvenliyse tabi..benim kaldığım yerler Bo-Kaap dışında çok güvenileydi. Pasaportumuzu yanınızda taşımayın bir kobisini taşıyın..
Son önerilerdi bunlar. Aklıma gelirse ilave ederim yine..
 
6 Yorum

Yazan: Temmuz 15, 2013 in Uncategorized

 

Dönüyorum

Hani güzel bir rüyadan uyandığınızda tekrar uyumak istersiniz aynı rüyanın içine. Bilmem becerebilirmisiniz. Geçmişte ben becermiştim. Keşke bildiğimiz rüya olsaydı ve ben o rüyaya geri dönebilseydim. Dün bitti rüya. Şu an havaalanındayım, yarın Türkiye’de olacağım.

İnanılmaz güzellikte zamanlar yaşadım son haftalarda. İnsanın dile hakimiyeti arttıkça arkadaşlıkları daha bir derinleşiyor. Ben konuştukça kendimi daha doğru ifade ettikçe; politik ve felsefik olarak dünyaya bakışımı daha net ifade ettikçe daha sağlıklı ilişkiler kuruldu.

Son iki hafta her akşam dışardaydım  – hafta sonu dahil- geç saatlerde döndüm eve. Konuştum, gezdim, eğlendim…

İki hafta önce 25 kişilik bir gurup önünde konuşma yaptım yaklaşık yarım saat bir ders gibi düşünün. Herhalde EC de bir ilkti – intermediate sınıfından birinin konuşması- daha önce upper ve advance sınıflarından öğrenciler dinlemiştik..

Başkalarının önünde kendi anadilinde konuşma yapmak zorken ben öğrencisi olduğum bir dilde konuşama yapabildim. Konuşmamın konusu bendim. Duyuruda kimin konuşma yapacağını belirtmedik, kocaman bir soru işareti ile ben kimim? sorusu gökkuşağının altındaydı.

Tabi ki konuşmamda nerden geldiğimi ve ne yaptığımı söylemedim, zaten biliyorlardı. Beni ben yapan insanlık değerleri üzerinden konuştum. Seçtiğim konu sevgi, saygı, ben kimim sorusunun cevabını aramam üzerine yaptığım hayat yolculuğumdu.

Sanırım çok beğenildi ki bazı öğrencilerinin duygulandığını gördüm. İki kez alkış aldım. Bir sürü kutlama sözü. Dilde bu noktaya gelebildiğime memnunum. Eğer fazladan 3 ve ya 4 ay daha kalsam çok iyi bir seviye ve çok çok güçlü ilişkilerle dönecektim. Eğer becerebilirsem devam edeceğim memlekette.. Yok beceremediğimi görürsem çok ara vermeden gene başka bir ülkeye doğru yelken açacağım.

Bir sonraki yazı öneriler yazısı olacak..Son yazı ise İngilizce yaptığım o konuşma. 29 haziran 2013

 
Yorum yapın

Yazan: Temmuz 2, 2013 in Uncategorized

 

Robben Island (Mandela’nın Hapis Yattığı Ada)

Bugün sabah geç uyandım, sonradan hatırladım ki hava güzel olursa bugünkü planım Robben Island olacaktı. Hava güzel olursa diyorum çünkü geçen hafta sonu dolu yağdı. bir haftadır havalar soğuk. Dün de yağmur vardı. Gri ve kapalı, isli puslu bir hava. Baktım hava çok güzel, hazırladım sırt çantamı, biletsizim ama olsun gideceğim gene de belki şansım yaver gider.

Atladım minübüse 50 rant uzattım muavine. İnme noktama kadar bozamadı parayı. Minübüs 6 rant. İnme noktamda indim o esnada bir sürü bozukluk uzattı. Saydım eksik 10 rant. Eksik dedim itiraz ettim avcumu açtım. Büyük bir hızla hesapladı kendince tamam diye itiraz edip hızla uzaklaştı. İlk defa salak durumuna düştüm burada. Tam bir turist muamelesi yani. Senin yabancı olduğunu biliyorlar aynı hızla cevap veremeyeceğini de. 10 rant (yani iki lira bizim parayla) onlar için para. O parayı cebine atacak şoföre de vermeyecek belki. İlk kez vergimi ödedim Cape Town’a.

Dün bir mail aldım site takipçilerinden bir hanımın kardeşi Cape Town a gelmiş öğrenci olarak, bankamatikten kartını kopyalayıp 1000 TL civarında parasını çekmişler. İlk kez duydum bu durumu burada, daha önce telefonunu çaldıran Boo – Kaap da odasına hırsız giren ve bankamatike kartını kaptırdıktan sonra parası çekilen duymuştum ama bunu ilk kez duyuyorum.

Water Front burası çok büyük bir tersane ama tersane ortada kalmış aynı zamanda alışveriş merkezi, aynı zamanda liman, aynı zamanda dünyanın en lüks evlerinin olduğu kanal üzerinde site, ve kanal üzerinde bir gösteri merkezi ve lüks otellerin olduğu çok büyük bir alan. Buradan bineceğim Feribota. saat 1 deki son turda bilet yok. Fakat gişedeki kadın 10 dakika önce gelmemi tavsiye etti. Kahvaltı edip bir kaç fotoğraf çektim. Eğer şanslı isem gideceğim. Söylenen saatte gittim benim gibi bekleyen beş kişi daha var. Son dakika gelmeyenlerin yerine biz geçtik. 2 saat civarında deniz yolculuğundan sonra adadayız.

önce otobüslerle ada turu sonra yürüyerek hapishaneyi geziyoruz. ilk rehber çok esprili. Ama birazdan tarihle karşılaşacağız. Önce dış tel örgüler, sonra içerisi, gri koğuşlar, ve hücreler. Bizi gezdiren rehber özgürlük hareketinin içindekilerinden ve orada yatmış birisi. Hiç öfke belirtisi görmedim gözlerinde. Ama her gün orada o anıları tazelemek nasıl bir duygu acaba? diye düşünmeden alamıyorum kendimi.

Cape Town tarihini konuştuğunuz da insanlar anlatıyorlar, bir daha aynı tarihi yaşamak istemedikleri o kadar açık ki. O ırkçılık dönemini göstermekten de çekinmiyorlar. Bu cümleyi yazdıktan sonra düşünmeden edemedim. Biz hala utanıyoruz kendi yakın ve uzak tarihimizden ve bakmaya bir türlü cesaret edemiyoruz, konuşulduğunda reddediyoruz, ya da görmezden geliyoruz. Kabuk bağlatıyoruz böyle yaparak ya da unutulduğunu mu zannediyoruz. Sanmam bir gün gelir bütün gerçekler çıkar ortaya.

Mahkumları adada tutmak dünya genelinde uygulanan yöntem. Bizde de uygulanıyor aynı şey. Biz gerçekten ne zaman demokrasiyi ve laikliği hayata geçirip, Bunlar bizim utanç adalarımız, hapishanelerimiz, diye göstereceğiz acaba? Belki “Ulucanlar” Diyarbakır, Mamak ve adalar izler. Belli mi olur?

 
Yorum yapın

Yazan: Haziran 9, 2013 in Uncategorized

 

Kış Kendini Göstermeye Başladı

Geçen hafta cuma akşamı gününü tamamlayıp dönen iki arkadaş için toplanıp yemeğe çıktık kalabalık Türk gurubu olarak. Mezepotomya ya. (Burada iki Türk restoranı biliniyor, ikisine de gittim yalnızca “Anatoli” gerçek bir meyhane diğeri Mezepotomya ama yemeklerin hepsi değişik buraya uyarlanmış. Ben umduğumu bulamadım. meydanda turistik mezopotomyayı işletenlerin Baran cafe restauranı var o da turistik. Hayatımda yediğim en berbat pide ve iskenderdi. Long Street üzerine bir büfe var eh fena değil. Bir de başka bir cafeden bahsedildi henüz oraya gitmedim.) Bu kadar uzun parantezden sonra, cumartesi gribe yakalandım pazartesi nezleye çevirdi. Bu haftayı hasta ama ayakta geçirdim. Herkes hasta, her tarafta virüs kol geziyor. Sanırım havaların etkisi. Kış kendisini göstermeye başladı, bu hafta çok inceleri valize kaldıracağım. Sabahları polar ve yağmurluk gerekiyor, öğlen saatleri sıcak. Çok fazla sis var, burada iki türlü sis var, ince bir tabaka ve yoğun bir tabaka. Yoğun tabaka geldiğinde soğuk ve göz gözü görmez bir hal oluyor. Çoğu zaman gemi sirenleri duyuluyor. Fakat garip bir şey anlık sis gelip gidiyor ciddi bir hava akımı var. Bu bir taraftan iyi öte yandan ne olacağını kestiremiyorsunuz.

İki haftada iki sınıf değiştirdim aynı seviye adı altında, ama bu yeni sınıf daha zor. Sebebi önceki sınıftaki arkadaşların konuşmalarından bir şey anlamıyordum, benim se konuşmaya ve dinlemeye ihtiyacım var. Bir kişi hariç çok iyi konuşamıyorlar çünkü. Ve de sınav sonrası söylendiği gibi üç kişiyi değil aynı eski sınıftan dokuz kişiyi geçirdiler yeni sınıfa. Ben yeni insanlarla çalışmayı beklerken eski sınıfla karşılaşınca çok moralim bozuldu. Şimdi yeni sınıftayım, bu sınıf benim seviyemin biraz üzerinde, ama bir çok yeni şey öğreniyorum.Bu hafta level teste gideceğiz ama hiç üstüme alınmıyorum, çünkü içlerinde en yeni benim. Ve doğal olarak en zayıfları çünkü onlar bu seviyeyi haftalardır çalışıyorlar. Beş hafta gibi bir sürem kaldı dönmek için, bu süreyi çok kasmadan, aynı seviyede öğrenmeye devam ederek ve gezerek geçirmeyi planlıyorum. Bu hafta dışarıdan bir hoca buldum onunla ekstra iki saat çalıştık. haftaya da aynı şekilde çalışacağım. Seviyeleri kitabın ortasında bitirdiğim için bazı konuları pekiştirmem gerekiyor çünkü..

Şimdilik Cape tarafından havadisler bunlar, bir sonraki yazıda görüşmek üzere….

 
Yorum yapın

Yazan: Mayıs 24, 2013 in Uncategorized

 

Pazartesiden itibaren İntermediate Sınıfındayım

Teşekkür ederim yürekten destekleyen herkese. Benden bu dönemde özel bir ilgi beklemeden, ama her zaman destekleyip bana yalnız olmadığımı hissettirdiğiniz için, yürekten teşekkürler…Eminim az sonra vereceğim habere benim kadar sevineceksiniz. Bu gün test sonucumu öğrendim. Sınıfta en iyi 2. ve ya 3 üncüyüm çünkü birinciyi biliyorum yalnızca..o ben değilim. Biz üç kadın gidiyoruz İntermediate. 2 kişi devam edecek aynı sınıfa diğerleri Lov intermediate gidiyorlar. Bu şu demek; bir sınıfı çalışmama gerek olmadan doğrudan orta seviye sınıfına gidebiliyorum. Bundan yalnızca yaklaşık 4 ay önce geldim buraya hiç bir şey bilmeden, 20 yıl öncesi çalıştığım çeviri İngilizcesi dışında hiç bir şey bilmiyordum. Kaç kere denedim başlamayı bir türlü başlayamadım. Ve geldim buraya elimde yalnızca tek bir şahıs adresi ve okulun adresi ile..Ertesi günü yaptıkları sınav sonucu; sıfır seviye, beginer class, yani ilk başlangıç seviye..

Bu gün kendime inanamadım..Nasıl oldu bu ? Gerçekten seviyem bu mu? Onuda bu gün bilmiyorum. Ama gerçek şu ki sınav kağıdımı ben doldurdum, bilmediklerimi boş bıraktım, gerçekten biliyorsam yaptım. Ve bu gün Teacher Hardie sonucu bana söylerken özel olarak tebrik etti. Başlangıçla başladın ve kısa sürede buraya geldin..Aslında sınavı alacağımı biliyordum ama seviye atlayacağımı tahmin etmemiştim. Çok heyecanlıyım, Çok şaşkınım, ve çok korkuyorum, ve içimden ağlamak geliyor..Mutsuz değilim..Galiba şok olmamın verdiği duygu sonucu ya da  karışık duygularda olmamın verdiği sonuç..

Eğer bir şeyi çok iyi yaparsanız sizden beklenti de çok yüksek olur. Bu da sizin üzerinize çok fazla yük bindirir. Sanırım biraz da bu yük korkutuyor beni..Ama başarmış olmanın verdiği duygu bambaşka..Bakalım başka hangi duygular yaşayacağım burada…

 
Yorum yapın

Yazan: Mayıs 10, 2013 in Uncategorized

 

Şans Dilemenizi Bekliyorum

Pazartesi yine level test, okuldaki zamanımı doldurduğumda sanırım bir rekoru elimde tutacağım en çok seviye testi olan öğrenci ünvanı. Genelde bir çok kişi bu kadar sürede bir ya da iki test olurken ben iki gün sonra üçüncüye gireceğim. Bu sınıfta bir hayli yeni şey öğrendim. Geçen hafta ortasına kadar hazır hissetmiyordum kendimi. 1 mayıs günü tekrar gözden geçirdim her şeyi ve sanırım hazırım teste. Eğer bu testi geçersem dilim bir hayli ilerlemiş olarak geleceğim Türkiye ye.

Dün öğlen okulun yakınında bulunan Food Lover Markete gittim her zaman ki gibi. Orada Türk arkadaşlarla karşılaştım, ama Türkçe konuşmuyoruz yalnızca İngilizce konuşuyoruz. Sonra hatırladım ki her perşembe günleri yakındaki cadde üzerinde açık gıda pazarı var. Bir çok ülkenin sıcak ve taze yemeğini bulabilirsin orada, o pazardan bahsettim arkadaşlara, bilmiyorlarmış…sarma ve köfte olduğunu duyunca gitmek istediler, beraber gittik. Tay mutfağı, Malay mutfağı, İspanyol pallesi, ve bir çok değişik yemeği tatma fırsatınız var burada. Yemek yediğim için ben taze cheeescake aldım; çikolatalı ve yabanmersinlisinden, tabii ev yapımı. Açık alanda oturacağınız yerler var, orada bir yere oturduk. Yakınımızda oturan sarışın bir çocuk elime bakıyor, elimde lezzetli kek, arkadaşlara ikram ediyorum o sıra, o na da dedim alır mısın diye çok şaşırdı ve aynı şaşkınlıkla red etti.. Ben tekrarladım teklifimi kabul etmedi. Çok güzel görünüyor dedi. Nerelisin diye başladım sohbete, USA Newyorktan, haftaya Türkiyeye gidecek İstanbul’a. Tavsiye istedi, yemekler, mekanlar, kaçırmaması gerekenler.. Doğrusu en çok da ben konuştum.. Yaklaşık bir saat kadar konuştuk. Çok hoşuna gitti sanırım bu sohbet. Öğrenci Amerikada, bir kaç aydır dolaşıyormuş.. Argentinadan Güney Afrikaya oradan Türkiye ye, iyi seyahat doğrusu.. Gençler dolaşıyorlar dünyayı.. kıskanmadım değil hani.. Ama en çok beni dilde geldiğim noktayı görmek sevindirdi.

Son not, bu gün biraz soğuk, kış kendini ufak ufak hissettiriyor, eve gelirken dalgaları gördüm, sabahki dalgalardan. Yaklaştım okyanusa, hatta o kadar yaklaşmışım ki bir ara beni kucakladı.. Okyanusun sesi acaip, dalgalarsa muhteşem. Her bir dalga farklı bir çığlık içinden kopup gelen.Galiba anlatılmaz yaşanır.

 
4 Yorum

Yazan: Mayıs 3, 2013 in Uncategorized